Skip Navigation LinksAna Sayfa > Hızlı Erişim > Biyolojik Çeşitlilik

BİYOLOJİK ÇEŞİTLİLİK SÖZLEŞMESİ

Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi’nin metni, dünyadaki sanayileşme, şehirleşme gibi biyolojik çeşitlilik üzerindeki baskıları artıran süreçlerin hızlanması ile birlikte doğan ihtiyaç üzerine, 1987 yılında Birleşmiş Milletler Çevre Programı(UNEP) tarafından başlatılan ve dört yıl süren bir çalışma sonunda oluşturulmuştur.

Riode Janerio’da 1992 yılında gerçekleştirilen Dünya Sürdürülebilir Kalkınma Zirvesi’nde biyolojik çeşitliliğin azalmasının koordine edilmiş uluslararası çabalarla önlenebilecek önemli bir sorun olduğu kabul edilmiş ve Türkiye’nin de taraf olduğu ve Rio’da imzalanan Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi’nin de aralarında bulunduğu önemli küresel sözleşmelerin imzalanmasıyla sonuçlanmıştır. Türkiye bu Sözleşmeyi 1992’de imzalamış, 1996 yılında da onaylamış ve Sözleşme 14 Mayıs 1997 yılında ülkemizde yürürlüğe girmiştir.

BÇS’nin üç temel hedefi;

  • Biyolojik çeşitliliğin korunması,
  • Biyolojik kaynakların sürdürülebilir kullanımı,
  • Genetik kaynakların kullanımından kaynaklanan faydaların adil ve hakkaniyete uygun paylaşımı,

şeklindedir.

Küresel bir araç olan Sözleşme, biyolojik çeşitliliğin korunması ve biyolojik kaynakların sürdürülebilir kullanımı konularındaki çabaların yeterliliğini değerlendirmek; konuyla ilgili boşlukların nasıl doldurulabileceğini ve fırsatların nasıl yaratılabileceğini belirlemek amacıyla taraf ülkelere rehberlik etmektedir. Türkiye, bir Ulusal Biyolojik Çeşitlilik Stratejisi ve Eylem Planı geliştirmek de dahil olmak üzere, Sözleşme şartlarına uymakla yükümlüdür.


22 MAYIS ULUSLARARASI BİYOLOJİK ÇEŞİTLİLİK GÜNÜ

Biyolojik çeşitlilik, canlıların farklılığını ve değişkenliğini, içinde bulundukları karmaşık ekolojik yapılarla, birbirleriyle ve çevreleriyle karşılıklı etkileşimlerini ifade etmektedir. İnsanların başta gıda olmak üzere temel ihtiyaçlarını karşılamasında vazgeçilmez bir yeri olan canlı kaynakların temeli biyolojik çeşitliliktir. Diğer bir deyişle biyolojik çeşitlilik bir ülkenin biyolojik zenginliğidir. Dünyanın giderek azalan canlı kaynakları ve giderek kirlenen toprak ve su kaynakları dikkate alındığında, ülkelerin sahip olduğu biyolojik çeşitlilik, stratejik bir güç durumuna gelmektedir.

Dünyada biyolojik çeşitlilik kuzeyden güneye ve batıdan doğuya doğru artış gösterir.Ülkemiz ise, kuzey ile güney, batı ile doğu arasındaki geçiş noktası olarak, üç farkı biyocoğrafik alanı birleştiren ve geçiş formları ile birlikte,Avrupa-Sibirya, İran-Turan ve Akdeniz olmak üzere üç biyocoğrafik alanı kapsayan bir ülkedir. Bu nedenle Türkiye hem tür, hem genetik hem de ekosistem seviyelerinde yüksek bir çeşitliliğe sahiptir.